<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık arşivleri - Kentim Tv</title>
	<atom:link href="https://kentimtv.com/saglik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link></link>
	<description>Kentlerin Sesi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Nov 2020 18:56:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>
	<item>
		<title>Prematüre Bebeklerin Bakımı</title>
		<link>https://kentimtv.com/premature-bebeklerin-bakimi/</link>
					<comments>https://kentimtv.com/premature-bebeklerin-bakimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Nov 2020 18:56:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Prematüre Bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[Prematüre Bebeklerin Bakımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kentimtv.com/?p=380</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Prematüre Bebeklerin Bakımı Hassasiyet Gerektiriyor Çoklu gebelik, enfeksiyon, obezite, diyabet, yüksek tansiyon, genetik durumlar gibi birçok nedenden dolayı her yıl 15 milyon bebek erken doğuyor. Prematüre olarak nitelendirilen bu bebeklerin bakımı ise hassasiyet gerektiriyor. 5 yaşın altındaki çocuk ölümlerinin önde gelen nedeni olan bu durumun ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirten Romatem Fizik Tedavi &#8230;</p>
<p><a href="https://kentimtv.com/premature-bebeklerin-bakimi/">Prematüre Bebeklerin Bakımı</a> yazısı ilk önce <a href="https://kentimtv.com">Kentim Tv</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<h2>Prematüre Bebeklerin Bakımı Hassasiyet Gerektiriyor</h2>
<p>Çoklu gebelik, enfeksiyon, obezite, diyabet, yüksek tansiyon, genetik durumlar gibi birçok nedenden dolayı her yıl 15 milyon bebek erken doğuyor. Prematüre olarak nitelendirilen bu bebeklerin bakımı ise hassasiyet gerektiriyor. 5 yaşın altındaki çocuk ölümlerinin önde gelen nedeni olan bu durumun ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirten Romatem Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi Çocuk Fizyoterapisti Şehnaz Yüce, “İlk 1 yaş çok önemli, bebeğin kuvözdeki ortamına yakın bir yaşam alanının oluşturulması gerekiyor.</p>
<p>Risk faktörlerinin yüksek olması nedeniyle oluşabilecek engellerin erken fark edilerek müdahale edilmesi, gözden kaçmaması, vücuda oturmadan etkilerinin en hafife indirgenmesi veya oluşmasının engellenmesini mümkün kılar. Bu yüzden erken rehabilitasyon gelecek için büyük rol oynuyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Hamileliğin 37. haftasından önce doğan ve ağırlığı iki buçuk kilonun altında olan bebeklere prematüre bebek deniyor. Nedeni tam olarak belli olmasa da çoklu gebelik, enfeksiyon, obezite, diyabet, yüksek tansiyon, genetik durumlar gibi nedenler erken doğumla birlikte dünyaya gelen prematüre bebek sayısının hızla artmasında etkin rol oynuyor. Dünyaya erken adım attıklarından dolayı bu bebeklerin sağlığı için bakımı da büyük önem taşıyor. Bu kapsamda erken doğum konusuna farkındalık yaratmak için her yıl <a href="https://adiyamaneah.saglik.gov.tr/TR,119937/17-kasim-dunya-premature-gunu.html" target="_blank" rel="noopener noreferrer">17 Kasım Dünya Prematüre Günü</a> olarak kutlanıyor.</p>
<h2>1 Milyon Bebeğin Ölümüne Neden Oluyor</h2>
<p>Erken doğumun her yıl yaklaşık 1 milyon ölümün nedeni olduğunu belirten Romatem Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi Çocuk Fizyoterapisti Şehnaz Yüce,” Prematüre bebekler, anne karnında gelişmeye devam etmeleri gereken dönemde dış ortamda olduklarından daha hassastırlar. Doğum sonrası solunum yetmezliği, görme bozukluğu, işitme sorunu, gelişimsel gecikme, beslenme zorlukları, serebral palsi gibi birçok sorun ortaya çıkabilir.</p>
<p>O yüzden bu bebeklerin güçlü ve sağlıklı büyümeleri için özel bakıma ve ilgiye ihtiyaçları vardır. Bebeğin takibi ise büyük önem taşıyor. Yeni doğan yoğun bakım ünitesinden taburcu olan bebek ailesi ile ilk gününü geçirmeden önce aile, ehil kişiler ( yeni doğan doktoru, pediatrik fizyoterapist ve yeni doğan hemşiresi) tarafından bilgilendirilmelidir. Bebeğin sağlığı, beslenmesi, taşınması, giydirilip- soydurulması, altının açılması, yıkanması pozisyonlanması gibi konularda ayrıntılı bilgilendirilme aileye yapılmalıdır. Ayrıca ailenin bebek ve çevresiyle nasıl iletişime geçmesi gerektiği, hareketleri konusunda dikkat edilmesi gereken noktaların neler olduğu da belirtilmelidir” dedi.</p>
<h3><img decoding="async" class="size-medium wp-image-382 alignleft" src="https://kentimtv.com/wp-content/uploads/2020/11/1605466716_premat__re-300x162.jpg" alt="Prematüre Bebeklerin Bakımı." width="300" height="162" srcset="https://kentimtv.com/wp-content/uploads/2020/11/1605466716_premat__re-300x162.jpg 300w, https://kentimtv.com/wp-content/uploads/2020/11/1605466716_premat__re.jpg 679w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Aile Tedavide Büyük Rol Oynuyor</h3>
<p>Yüce sözlerini şöyle sürdürdü: “Zorlu bir süreç geçiren bebek ve ebeveynler belki de aylar sonra buluşuyor. Ailenin rolün ise bebeğin sağlığında büyük etkiye sahip. Eğer aileye ulaşamaz gerekli bilgiyi aktaramazsak bebeğe de ulaşamayız. Yeni doğan yoğun bakım ünitesinden yeni çıkan bebekle karşılaşan aile ilk önce çok tedirgin davranır, bebeği nasıl tutacak ona nasıl bakacaktır? ve daha bir sürü soru.</p>
<p>Elinden geleni yapmaya çalışırken bebeklerine zarar vermemek için çok dikkatli, yavaş davranırlar ve profesyonel yardım almaya çalışırlar. Aileyi yapabilecekleri konusunda yüreklendirerek başardıkları her basamakta takdir etmekteyiz. Anne ve baba aynı ölçüde bebeğin bakımında rol almalı görüşmelerimizi özellikle anne, baba ve bebek birlikteyken gerçekleştirmekteyiz. Prematüre bebeğin bakımı zor olduğu için babanın da bu sürece aktif katılımını sağlamalıyız.”</p>
<h4>Hareket Gelişimleri Geriden Oluyor</h4>
<p>“Erken doğan bebek son dönemi anne karnında geçirmediği için normal doğan bebeklere göre daha gevşek bir pozisyon alır. Yerçekimine karşı gerekli pozisyonunu koruyamaz ve hareketlenemezler. Daha çok kurbağa pozisyonunda durabilirler. Hareket gelişimleri de daha geriden olur.<a href="https://kentimtv.com/saglik/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> Pediatrik rehabilitasyon</a> ise riskli bebeğin takibinde pozisyonunun düzenlenmesi, hareketin gelişimi, hareketin kalitesi, beslenmesi ve çevreyle iletişiminin değerlendirilip yönlendirilmesinin sağlanmasıdır.”</p>
<p><a href="https://kentimtv.com/premature-bebeklerin-bakimi/">Prematüre Bebeklerin Bakımı</a> yazısı ilk önce <a href="https://kentimtv.com">Kentim Tv</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kentimtv.com/premature-bebeklerin-bakimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AKCİĞERİ GÜÇLENDİREN 10 ÖNEMLİ BESİN!</title>
		<link>https://kentimtv.com/akcigeri-guclendiren-10-onemli-besin/</link>
					<comments>https://kentimtv.com/akcigeri-guclendiren-10-onemli-besin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Nov 2020 01:14:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Acıbadem Kozyatağı Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[AKCİĞERİ GÜÇLENDİREN 10 ÖNEMLİ BESİN!]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kentimtv.com/?p=360</guid>

					<description><![CDATA[<p>AKCİĞERİ GÜÇLENDİREN 10 ÖNEMLİ BESİN! Covid-19 pandemisinde yapılan çalışmalar, koronavirüsün solunum sistemimizin en önemli organı olan akciğerler üzerinde tutuluma yol açarak nefes darlığı, solunum yetmezliği ve zatürre gibi önemli sorunlara yol açtığını gösteriyor. Bu nedenle akciğer fonksiyonunu güçlendirmek bu pandemide ayrı bir öneme sahip. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz dengeli &#8230;</p>
<p><a href="https://kentimtv.com/akcigeri-guclendiren-10-onemli-besin/">AKCİĞERİ GÜÇLENDİREN 10 ÖNEMLİ BESİN!</a> yazısı ilk önce <a href="https://kentimtv.com">Kentim Tv</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>AKCİĞERİ GÜÇLENDİREN 10 ÖNEMLİ BESİN!</h2>
<p>Covid-19 pandemisinde yapılan çalışmalar, koronavirüsün solunum sistemimizin en önemli organı olan akciğerler üzerinde tutuluma yol açarak nefes darlığı, solunum yetmezliği ve zatürre gibi önemli sorunlara yol açtığını gösteriyor. Bu nedenle akciğer fonksiyonunu güçlendirmek bu pandemide ayrı bir öneme sahip. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz dengeli beslenme düzeninin ve bağışıklık sistemini güçlendiren besinleri tüketmenin akciğer enfeksiyonlarını önlemede ve akciğerleri güçlü tutabilmede kilit rol oynadığını belirterek, “Özellikle C, E ve A vitaminleri ile selenyum gibi antioksidan bileşenler, akciğer hücrelerini yok eden serbest radikallerin nötralizasyonuna yardımcı olarak akciğer hasarlanmasını yavaşlatıyor ve akciğer sağlığının korunmasına katkı sağlıyor” diyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz akciğerin güçlenmesine yardım eden besinleri anlattı, önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.<img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-363 alignleft" src="https://kentimtv.com/wp-content/uploads/2020/11/1604902466_Dyt_Ay__e_Sena_Bin__z-300x297.jpg" alt="Dyt_Ay__e_Sena_Bin__z," width="300" height="297" srcset="https://kentimtv.com/wp-content/uploads/2020/11/1604902466_Dyt_Ay__e_Sena_Bin__z-300x297.jpg 300w, https://kentimtv.com/wp-content/uploads/2020/11/1604902466_Dyt_Ay__e_Sena_Bin__z-150x150.jpg 150w, https://kentimtv.com/wp-content/uploads/2020/11/1604902466_Dyt_Ay__e_Sena_Bin__z.jpg 502w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<h2>Elma</h2>
<p>Elma; lif, flavonoidler, C, A, E vitamini ve potasyum gibi mineraller içeriyor. Yapılan çalışmalar; haftada 5 porsiyon ve üzerindeki elma tüketiminin akciğer fonksiyonunu geliştirmeye yardımcı olabileceğini gösterdi. Sigara içen bireylerde yapılan bir çalışmada da; elma tüketen kişilerin akciğer fonksiyonunda daha yavaş bir düşüş olduğu gösterildi. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz, bir adet orta boy elmanın bir porsiyona eşdeğer olduğunu belirtiyor.</p>
<h2>Muz</h2>
<figure id="attachment_362" aria-describedby="caption-attachment-362" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-362" src="https://kentimtv.com/wp-content/uploads/2020/11/1604902482_7-300x200.jpg" alt="AKCİĞERİ GÜÇLENDİREN 10 ÖNEMLİ BESİN!." width="300" height="200" srcset="https://kentimtv.com/wp-content/uploads/2020/11/1604902482_7-300x200.jpg 300w, https://kentimtv.com/wp-content/uploads/2020/11/1604902482_7.jpg 612w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /><figcaption id="caption-attachment-362" class="wp-caption-text">AKCİĞERİ GÜÇLENDİREN 10 ÖNEMLİ BESİN!</figcaption></figure>
<p>Muzun zengin potasyum içeriği, akciğer sağlığı, işlevi ve gelişmiş akciğer fonksiyonu için oldukça önemli. Yapılan bir çalışma, özellikle çocukluk döneminde yeterli potasyum tüketiminin akciğer fonksiyonunu ve kapasitesini artırmaya yardımcı olduğunu gösteriyor. “Bu nedenle potasyum mineralinden zengin olan muzu ara öğünlerde tüketmek uygun olacaktır” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz, “Ancak kan şekerini hızlı yükseltme riski nedeniyle diyabet hastalarının dikkatli tüketmelerinde ve bir adet büyük muzun 2 porsiyon meyveye eşdeğer olduğunu hatırlamalarında fayda var” diyor.</p>
<h2>Domates</h2>
<p>Domates, güçlü akciğer sağlığıyla ilişkilendirilen karotenoidlerden antioksidan özellik gösteren likopenin en zengin besin kaynakları arasında yer alıyor. Yapılan çalışmalar domates tüketiminin astımlı bireylerde hava yolu enflamasyonunu azalttığı ve KOAH hastalarında akciğer fonksiyonunu iyileştirdiğini gösterdi. Sigara içen bireyler üzerinde yapılan bir çalışmada ise domates tüketen bireylerin akciğer fonksiyonunda daha yavaş bir düşüş olduğu gözlemlendi. Domates tüketirken üzerine ekleyeceğiniz zeytinyağı ilavesi, domatesteki antioksidan özellik gösteren likopenin etkisini arttıracaktır.</p>
<h3>Kırmızı lahana</h3>
<p>Lif, C ve A vitamini açısından zengin olan kırmızı lahana; yüksek oranda potasyum, az miktarda demir, magnezyum, kalsiyum ile fosfor bulunduruyor. Aynı zamanda antioksidan özellik göstererek bağışıklık sistemini destekleyen karotenoidler ve antosiyaninlerden zengin bir kaynak. Yapılan çalışmalar; antosiyanin kaynaklı besin alımının artmasının akciğer fonksiyonunu güçlendirdiğini ortaya koyuyor. Kırmızı lahana aynı zamanda yüksek miktarda lif içeriyor. Çalışmalar, yüksek lif tüketimi olan bireylerin, düşük miktarda lif tüketen bireylere nazaran daha iyi akciğer fonksiyonuna sahip olduğunu gösteriyor.</p>
<h3>Zeytinyağı</h3>
<p>Zeytinyağı, polifenoller ve E vitamini içeriğiyle antiinflamatuar antioksidan kaynağı olarak gösteriliyor. Yapılan bir çalışmada; zeytinyağından zengin olan Akdeniz diyeti ile beslenen <a href="https://kentimtv.com/omega-3-deposu-baligin-tam-zamani/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">KOAH</a> ve astım hastalarının akciğer fonksiyonlarında iyileşmeler gözlemlendi. İçeriğindeki tekli doymamış yağ asitleri ve E vitamini formu olan tokoferol de daha iyi akciğer fonksiyonuyla ilişkilendirildi.</p>
<h3>Yoğurt</h3>
<p>Yoğurt; protein, kalsiyum, fosfor ve B grubu vitaminlerinden zengin bir besin. Çalışmalar yoğurdun içeriğinin akciğer fonksiyonunu artırmaya ve KOAH riskine karşı korumaya yardımcı olabileceğini gösteriyor. Yapılan bir çalışmada, daha yüksek kalsiyum ve fosfor alımının iyileşmiş akciğer fonksiyonuyla ilişkili olduğunu ve yüksek kalsiyum alımına sahip olan bireylerin KOAH riskinde yüzde 35 oranında azalma olduğunu gösterdi.</p>
<h4>Pazı</h4>
<p>Pazı; lif, A, C, K vitaminleri, potasyum, magnezyum ve demir içeriği yüksek bir besin. Besinlerle alınan potasyum ve magnezyum tüketiminin arttırılması, yapılan bazı çalışmalarda daha iyi akciğer fonksiyonu ile ilişkilendirildi. Pazının içeriğindeki karotenoidlerden olan lutein ve zeaksantin, güçlü antioksidan özellikleri sayesinde bağışıklık sistemini ve akciğer fonksiyonunu destekleyici rol üstleniyor. Ancak böbrek hastalığı olan veya kan sulandırıcı ilaç kullanan bireylerin, zengin potasyum ve K vitamini kaynağı nedeniyle pazıyı kontrollü tüketmeleri gerekiyor.</p>
<h4>Sarımsak</h4>
<p>C vitamini, selenyum, potasyum ve kalsiyumdan zengin sarımsaktaki ana aktif bileşen olan allisin bağışıklık hücrelerini güçlendiriyor. Aynı zamanda antimikrobiyal ve antiviral etkisi sayesinde bakteriyel ile viral enfeksiyonlara karşı koruma sağlıyor. Bu özelliklerinin yanı sıra içeriğindeki ana aktif bileşen olan allisin akciğerlerin temizlenmesine katkıda bulunuyor ve akciğer enfeksiyonlarına neden olan bakteri ile virüsleri öldürmeye destek oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz sarımsağı çiğneyerek, ezerek veya dilimleyerek tüketmenin allisin içeriğini zenginleştirmesi sayesinde emilim kalitesini arttıracağını belirterek, “Ancak sarımsağın aşırı tüketimi alerjik reaksiyonlara ve kanamalara yol açabileceği için dikkatli tüketilmelidir. Her gün 2-3 küçük diş tüketimi yeterli olacaktır” diyor.</p>
<h4>Balkabağı</h4>
<p>Balkabağı; akciğer sağlığını geliştiren alfa ve beta karoten, lutein ile zeaksantin gibi karotenoidler açısından özellikle zengin bir besin. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Binöz, balkabağının antiinflamatuar özelliğiyle, zararlı maddeleri etkisiz hale getirip, vücut hücrelerine zarar vermesini önlediğini belirterek, şunları söylüyor: “Balkabağı aynı zamanda lif, A vitamini, C vitamini, E vitamini, folat ve demir içeriğiyle bağışıklık sistemini destekliyor. Genç ve yaşlı popülasyon üzerinde yapılan çalışmalar, yüksek kan karotenoid seviyelerinin daha iyi akciğer fonksiyonuyla ilişkili olduğunu gösteriyor.</p>
<h5>Pancar</h5>
<p>Pancar; A vitamini, C vitamini, potasyum ve kalsiyum gibi vitamin ile mineraller içeriyor. Rengini veren <a href="https://supplementansiklopedisi.com/betalain-nedir/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">betalain</a> yüksek oranda antioksidan özellik göstererek akciğer fonksiyonunu optimize ediyor. Pancar aynı zamanda akciğer fonksiyonunu geliştiren nitrattan da zengin bir besin. Ancak içeriğindeki sodyum ve karbonhidrat miktarı nedeniyle kronik hastalığı bulunan bireylerin porsiyon kontrolüne dikkat etmeleri gerekiyor.</p>
<p><a href="https://kentimtv.com/akcigeri-guclendiren-10-onemli-besin/">AKCİĞERİ GÜÇLENDİREN 10 ÖNEMLİ BESİN!</a> yazısı ilk önce <a href="https://kentimtv.com">Kentim Tv</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kentimtv.com/akcigeri-guclendiren-10-onemli-besin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sperm Sayısını Artıran 8 Önemli Besin</title>
		<link>https://kentimtv.com/sperm-sayisini-artiran-8-onemli-besin/</link>
					<comments>https://kentimtv.com/sperm-sayisini-artiran-8-onemli-besin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2020 02:44:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Avokado ve kuşkonmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Balık]]></category>
		<category><![CDATA[Bitter Çikolata]]></category>
		<category><![CDATA[Ceviz]]></category>
		<category><![CDATA[Doç Dr. Emre Pabuçcu]]></category>
		<category><![CDATA[Ispanak]]></category>
		<category><![CDATA[Keçiboynuzu]]></category>
		<category><![CDATA[Muz]]></category>
		<category><![CDATA[Sarımsak]]></category>
		<category><![CDATA[Sperm kalitesini artıran besinler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kentimtv.com/?p=214</guid>

					<description><![CDATA[<p>Erkeklerde sperm, kadınlarda ise yumurtalık kalitesi üzerine etkili birçok faktör bulunuyor. Sperm kalitesini artıran besinler &#160; Genellikle sperm kalitesi, çevresel faktörlerle etkilenen bir yapıya sahiptir. Hava kirliliği, sigara dumanı, aşırı stres gibi etkenler spermlerde hasara yol açabiliyor. Ek olarak varikosel veya hormonal bozukluklar da spermler üzerine olumsuz etki yaratabiliyor. Bunların yanı sıra doğru gıdalarla dengeli &#8230;</p>
<p><a href="https://kentimtv.com/sperm-sayisini-artiran-8-onemli-besin/">Sperm Sayısını Artıran 8 Önemli Besin</a> yazısı ilk önce <a href="https://kentimtv.com">Kentim Tv</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Erkeklerde sperm, kadınlarda ise yumurtalık kalitesi üzerine etkili birçok faktör bulunuyor. Sperm kalitesini artıran besinler</h2>
<p>&nbsp;</p>
<p>Genellikle sperm kalitesi, çevresel faktörlerle etkilenen bir yapıya sahiptir. Hava kirliliği, sigara dumanı, aşırı stres gibi etkenler spermlerde hasara yol açabiliyor. Ek olarak varikosel veya hormonal bozukluklar da spermler üzerine olumsuz etki yaratabiliyor. Bunların yanı sıra doğru gıdalarla dengeli beslenme, vücut sağlığı için olduğu kadar sağlıklı nesillerin devamı için de büyük önem taşıyor.</p>
<p>&#8220;Son yıllarda yapılan çalışmalar ve bilimsel araştırma sonuçları erkeğin beslenme alışkanlıklarının sperm kalitesini bozduğunu gösteriyor. Sperm kalitesine yaşam biçimi kadar besinler de önemli etki etmektedir. Bazı besinler içerdikleri birtakım vitaminler ve <a href="https://kentimtv.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">anti-oksidanlar</a> ile sperm kalitesini artırmada önemli rol oyanabiliyor. Ancak bu besinlerin işe yaraması için sürekli olarak değil düzenli olarak tüketilmesi gerekir.&#8221; diyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı <a href="https://www.doktortakvimi.com/emre-goksan-pabuccu/kadin-hastaliklari-ve-dogum/ankara" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Doç Dr. Emre Pabuçcu</a>, spermler üzerine direk olarak sayı artırıcı veya şekil düzeltici etkileri olmasa da, hareket anlamında olumlu etkileri olabilecek 8 besini yorumladı.</p>
<p><strong>Sperm sayısını artıran besinler</strong></p>
<h2>Muz</h2>
<p>Muz, içeriğinde bulunan bromelain enzimi sayesinde sperm kalitesini olumlu yönde etkileyen meyvelerin başında gelmektedir. Doğal bir antienflamatuar olan Bromelin, bu özelliğinin yanı sıra sperm hareketliliğine de katkıda bulunur. Ayrıca vücudun sperm üretme kabiliyetini artıracak C, A ve B1 vitamini içerir. <strong>Sperm sayısını artıran besinler</strong> içinde en önemlilerin başında gelir.</p>
<h2>Ceviz</h2>
<p>Ceviz, omega 3 yağ asitlerinden en zengin olan bitkisel besinler arasında yer alır. Omega 3 yağ asitleri erkek bireylerde testislere kan akışını hızlandırır. Bu sayede sperm üretimini destekler.</p>
<h2>Bitter Çikolata</h2>
<p>Bitter çikolata, sperm üzerine olumlu etkisi olan besinlerden bir tanesidir. İçerdiği antioksidan maddeler sayesinde sağlık açısından birçok fayda barındıran bitter çikolata, içerisinde L-Arginin HCL adlı bir aminoasit bulundurur. Bu aminoasit meni hacmini artırabilir.</p>
<h2>Avokado ve kuşkonmaz</h2>
<p>Enerji kaynağı olarak kullanılan ve aynı zamanda anti-oksidan etkili l&#8217;karnitin açısından son derece zengindirler. L karnitin ayrıca balıkta da bol miktarda vardır. Yine enerji kaynağı olarak önem taşıyan L arginin ise yulaf, yer fıstığı, badem, soya fasulyesi, ceviz, süt ürünleri ve kırmızı ette vardır.</p>
<h2>Keçiboynuzu</h2>
<p>Erkek üreme sağlığı için gereken en önemli minerallerden bir tanesi ise çinkodur. Bol miktarda çinko içeren keçiboynuzu, antioksidan özelliği sayesinde kansere karşı koruyucu etki sağlarken aynı zamanda sperm üretiminin sağlıklı bir şekilde devam etmesini ve <strong>sperm sayısını arttırır</strong>. Ayrıca keçiboynuzu içerisinde bulunan enzimler sperm ile yumurtanın etkileşimini de kolaylaştırır.</p>
<h2>Ispanak</h2>
<p>Spermlerin sağlıklı bir şekilde gelişebilmesi için vücuda yeterli miktarda folik asit alınması gerekir. Folik asit yeşil yapraklı sebzelerde bol bulunur ve en önemli kaynaklarından biri de ıspanaktır. Erkeklerde folik asit düzeyinin düşük olması sperm sağlığını bozarak spermlerin yumurtaya ulaşma ve yumurta ile etkileşime girme şansını önemli ölçüde düşürür. Aynı zamanda sağlıksız spermlerin genetik anlamda da bozukluklar içeriyor olması nedeniyle folik asit düzeyi düşük olan erkeklerde kromozomsal anomalileri bulunan çocuk sahibi olma ihtimali artacaktır. Bu nedenle düzenli ıspanak tüketimi bu vitaminin vücuda yeterli miktarda alınmasını sağlayarak sperm sağlığı, kalitesi ve miktarını olumlu yönde etkiler.</p>
<h3>Balık</h3>
<p>Omega 3 yağ asitlerinden zengin olan bir diğer besin ise balıktır. Özellikle somon, uskumru ve hamsi gibi balıklar bol miktarda omega 3 barındırır. Haftada 2-3 kez balık tüketmek kan lipidlerinin dengesinin korunmasını sağlar, kalp ve damar hastalıklarına ve kansere karşı korur. Hem omega 3 içeriğinin yüksek olması, hem de bol miktarda çinko minerali içermesi nedeniyle balık aynı zamanda sperm artırıcı özellik de sağlar. C, D ve B12 vitaminleri ile demir, bakır, selenyum gibi minerallerden zengin olan balık ve diğer deniz mahsulleri meni hacmini artırırken sperm sağlığı ve kalitesini de olumlu yönde etkiler.</p>
<h3>Sarımsak</h3>
<p>Sarımsak, içeriğinde bol miktarda <a href="https://www.vitaminler.com/bilgi-bankasi/selenyum-nedir-nasil-kullanilir" target="_blank" rel="noopener noreferrer">selenyum</a> ve B6 vitamini barındırır. Bu bileşenler vücutta sağlıklı ve yeterli şekilde sperm üretilebilmesi için elzemdir. Bunların yanı sıra sarımsakta bulunan kanı temizleyici ögeler arterlerde kan birikimini önler, testislere giden kan miktarını arttırarak sperm üretiminin en sağlıklı şekilde devam ettirilmesi için gerekli olan ortamı hazırlar.</p>
<p><a href="https://kentimtv.com/sperm-sayisini-artiran-8-onemli-besin/">Sperm Sayısını Artıran 8 Önemli Besin</a> yazısı ilk önce <a href="https://kentimtv.com">Kentim Tv</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kentimtv.com/sperm-sayisini-artiran-8-onemli-besin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İğne Küçük ama Etkisi Büyük</title>
		<link>https://kentimtv.com/igne-kucuk-ama-etkisi-buyuk/</link>
					<comments>https://kentimtv.com/igne-kucuk-ama-etkisi-buyuk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2020 00:53:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Akupunktur]]></category>
		<category><![CDATA[Çin tıbbı]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Halil İbrahim Bekdemir]]></category>
		<category><![CDATA[Romatem Hastanesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kentimtv.com/?p=129</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde kilo verme, sigara bıraktırma gibi konularda daha popüler olan 3000 yıllık geçmişi olan Akupunktur, dünya çapında bağışıklık sistemini güçlendirmek için tercih edilen tamamlayıcı tıp olarak karşımıza çıkıyor. Öyle ki bağışıklık sistemimizi güvenli ve doğal bir şekilde destekleyen geleneksel Çin tıbbı uygulaması, pandemi döneminde daha da popüler hale geldi. Bu yöntemin doğuştan gelen iyileşme yeteneğimizi &#8230;</p>
<p><a href="https://kentimtv.com/igne-kucuk-ama-etkisi-buyuk/">İğne Küçük ama Etkisi Büyük</a> yazısı ilk önce <a href="https://kentimtv.com">Kentim Tv</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde kilo verme, sigara bıraktırma gibi konularda daha popüler olan 3000 yıllık geçmişi olan Akupunktur, dünya çapında bağışıklık sistemini güçlendirmek için tercih edilen tamamlayıcı tıp olarak karşımıza çıkıyor. Öyle ki bağışıklık sistemimizi güvenli ve doğal bir şekilde destekleyen geleneksel Çin tıbbı uygulaması, pandemi döneminde daha da popüler hale geldi.</p>
<p>Bu yöntemin doğuştan gelen iyileşme yeteneğimizi desteklediğine dikkat çeken Romatem Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Halil İbrahim Bekdemir, &#8221; Vücudumuzun bir enerji dengesi vardır. Mikro ince iğneler kullanılarak, vücutta nörolojik ve hormonal düzensizlikleri dengeleyebilecek bir sinyal oluşturmak için belirli akupunktur noktaları uyarılır. Bu değişiklik vücudun en iyi şekilde çalışmasını ve sağlığına kavuşmasını sağlar&#8221; dedi.</p>
<p>Ülkemizde GETAT(Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp) uygulamaları arasında yer alan, acus(iğne)ve punctura(batırmak, delmek) kelimelerinden türeyen Akupunktur, bağışıklık sisteminin dolayısıyla sağlığımızın korunmasında büyük önem taşıyor. Vücut yüzeyindeki bazı noktaların iğnelenmesi ile hastalıkları tedavi etmeyi, yaşam enerjisini düzenleyerek iyilik halinin devam etmesini sağlayan geleneksel bir tedavi yöntemi, herhangi bir yan etkiye neden olmadan uykusuzluktan depresyona, sindirim problemlerinden kronik ağrılara kadar 100&#8217;ün üzerinde sorunun çözümünde kişilere fayda sağlıyor.</p>
<h2>Sertifikalı Hekimlerin Uygulaması Büyük Önem Taşıyor</h2>
<p>Bu tekniği sertifikalı hekimlerin uygulayabileceğinin altını çizen Romatem Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Halil İbrahim Bekdemir, &#8221; Yoksa sağlık bulayım derken sağlığınızdan olabilirsiniz. Bu yöntem dünyada her geçen gün daha da önem kazanıyor. Herhangi bir ilaç kullanmaksızın uygulanan bir tedavi olan Akupunktur, bağışıklık ile ilgili hastalığı olan hastalarda kırmızı ve beyaz hücre sayısını, T hücre sayısını ve hümoral ve hücresel bağışıklığı artırarak zayıflamış bir bağışıklık sistemini güçlendirebilir. Seçilen akupunktur noktaları aracılığıyla otonom sinir sisteminin belirli kısımlarını uyararak çalışır ve bu da bağışıklık sisteminde tepkilere neden olur &#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<h2>Sitokin Fırtınasına Karşı Etkisi Bulundu</h2>
<p>Bekdemir sözlerini şöyle sürdürdü: &#8220;Geçirdiğimiz pandemi sürecinde bağışıklık sistemi zayıf kişilerde virüs daha ciddi etkiler gösterebiliyor. Bu kapsamda Harvard Tıp Fakültesi&#8217;nde yapılan yeni bir araştırma , akupunkturun farelerde iltihabı hafifletmeye yardımcı olabileceğini buldu. Neuron dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, geleneksel Çin tıbbı uygulaması farelerde COVID-19 hastalarında görülen <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Sitokin" target="_blank" rel="noopener noreferrer">sitokin</a> fırtınasıyla başa çıkmada etkili olabileceğini ortaya çıkardı.&#8221;</p>
<h2>Kuru İğneleme ile Karıştırmayın</h2>
<p>Akupunkturu uygularken tek kullanımlık çok ince steril iğneler kullanılmakta ve belirgin bir ağrı oluşmamaktadır. Aynı zamanda halk arasında kuru iğneleme ile çok karıştırılıyor. Kuru iğneleme, kas kaynaklı ağrılarda kaslara iğne batırıp çıkarmak ya da bir süre bekletmek suretiyle kas ağrılarının ve spazmın çözülmesinde kullanılırken; akupunktur yüzyıllardır oluşan tecrübeler sonucu belirlenmiş akupunktur noktalarına iğne batırılarak beklenmesidir. Akupunkturun analjezik(ağrı kesici), homeostatik (dengeleyici), immüniteyi(bağışıklık sistemi) güçlendirici, sakinleştirici, iyileştirici etkileri bulunmaktadır.</p>
<h3>Genellikle aşağıdaki durumlarda daha çok tercih ediliyor;</h3>
<p>Kas-iskelet ağrıları(Fibromiyalji, miyofasyal ağrı, eklem ağrıları, bel-boyun ağrıları,&#8230;)<br />
Sindirim sistemi hastalıkları(kabızlık, huzursuz bağırsak sendromu,&#8230;)<br />
Kilo verme ve sigara bırakma sırasında oluşan anksiyete<br />
Nöropatik ağrılar<br />
Ürolojik problemler (Mens düzensizliği, infertilite,&#8230;.)<br />
Migren, gerilim tipi gibi organik sebebi olmayan başağrıları<br />
Alerji, egzama, cilt kuruluğuna bağlı kaşıntı<br />
Taşıt tutması, gebelik ve kemoterapiye bağlı kusmalar<br />
Organik sebebi olmayan <a href="http://saglikloji.com/vertigo-nedir-belirtileri-vertigo-tedavisi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">vertigo</a> (başdönmesi) gibi pek çok sağlık sorununda kullanılmaktadır.</p>
<p><a href="https://kentimtv.com/igne-kucuk-ama-etkisi-buyuk/">İğne Küçük ama Etkisi Büyük</a> yazısı ilk önce <a href="https://kentimtv.com">Kentim Tv</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kentimtv.com/igne-kucuk-ama-etkisi-buyuk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Omega-3 deposu balığın tam zamanı</title>
		<link>https://kentimtv.com/omega-3-deposu-baligin-tam-zamani/</link>
					<comments>https://kentimtv.com/omega-3-deposu-baligin-tam-zamani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2020 21:57:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[FIRINDA PALAMUT KÖFTESİ]]></category>
		<category><![CDATA[Omega-3]]></category>
		<category><![CDATA[palamut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kentimtv.com/?p=100</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeterli ve dengeli beslenmenin ayrılmaz bir parçası olan balık, içerdiği değerli yağ bileşenleri, vitamin ve minerallerle vücudun protein ihtiyacını yüksek oranda karşılayarak kalp sağlığı ve bağışıklık sistemi olmak üzere sağlığa büyük oranda katkı sağlıyor. Faydaları saymakla bitmeyen balık, başta kalp dostu Omega-3 yağ asitleri olmak üzere vitamin ve mineraller açısından oldukça zengin bir besin. Yüksek &#8230;</p>
<p><a href="https://kentimtv.com/omega-3-deposu-baligin-tam-zamani/">Omega-3 deposu balığın tam zamanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://kentimtv.com">Kentim Tv</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeterli ve dengeli beslenmenin ayrılmaz bir parçası olan balık, içerdiği değerli yağ bileşenleri, vitamin ve minerallerle vücudun protein ihtiyacını yüksek oranda karşılayarak kalp sağlığı ve bağışıklık sistemi olmak üzere sağlığa büyük oranda katkı sağlıyor.</p>
<p>Faydaları saymakla bitmeyen balık, başta kalp dostu Omega-3 yağ asitleri olmak üzere vitamin ve mineraller açısından oldukça zengin bir besin. Yüksek oranda protein içeren balığın doymuş yağ oranı düşük iken faydalı yağlar açısından zengin bir kaynaktır. Kalp ve damar sağlığını koruyarak, kalp rahatsızlıklarından kaynaklı ölüm riskini yüzde 30-40 oranında azaltabildiği bilinen balığın güçlü bir bağışıklık sistemi için de haftada en az iki kez, toplam 500 gram tüketilmesi öneriliyor.</p>
<p>Beslenme zincirinde önemli bir yere sahip olan balık tüketimi kalp sağlığını korumakta, bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkiler yapmakta ve stres yönetiminde de büyük ölçüde destekleyici bir rol üstlenmektedir. Omega-3 deposu balık, beyin üzerinde olumlu etkileri nedeniyle bilişsel performansın üst düzeyde olmasına ve sağlıklı sinir hücrelerinin oluşumuna yardımcı olurken özellikle somon, istavrit, hamsi, palamut gibi yağlı balıklar zengin içerikleriyle stres yönetimini olumlu yönde destekliyor.</p>
<h2>Haftada en az iki gün balık tüketilmeli</h2>
<p>Kalp dostu ve besin değeri yüksek balık tüketimi balık sezonunun açılmasıyla birlikte artış gösteriyor. Çeşitliliğin bol olduğu ekim, kasım ve aralık aylarında haftada en az iki kez balık tüketilmesi sağlığı olumlu yönde destekliyor. Taze balığın bulunamadığı veya pahalı olduğu zamanlarda ise donmuş veya konserve ton balığı gibi alternatifleriyle haftada en az iki kez tüketilmesinde yarar olduğu düşünülmektedir. Balık tüketirken ızgara, fırında pişirme ve buğulama gibi sağlıklı yöntemler tercih edilerek besin değeri korunmalıdır. Sabri Ülker Vakfı Yemekte Denge mutfağından mevsimin taze balığı palamutla farklı bir tarifle sofralar daha da lezzetleniyor.</p>
<h3>FIRINDA PALAMUT KÖFTESİ</h3>
<p>Malzemeler (4 Porsiyon):</p>
<p>300 gram palamut balığı</p>
<p>1 orta boy kuru soğan</p>
<p>1 ince dilim tam buğday ekmeği (25 gram)</p>
<p>10 gram çam dolmalık fıstık</p>
<p>10 gram kuş üzümü</p>
<p>6-7 dal maydanoz</p>
<p>2 yemek kaşığı Ayçiçek yağı</p>
<p>1 adet yumurta (50 gram)</p>
<p>1 çay kaşığı tarçın</p>
<p>1 çay kaşığı karabiber</p>
<p>1 çay kaşığı tuz</p>
<p>Tarif: Palamutu iyice yıkadıktan sonra bir tencerede az suda haşlayın. Haşlanan palamudun kılçıklarını ve derisini temizleyin. Didilmiş palamutun içine ufalanmış ekmek içini, ince kıyılmış maydanozu, rendelenmiş soğanı, yumurta, kuş üzümü, karabiber ve tarçını ekleyin. İyice yoğurarak köfte şeklini verin. Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizin. 40 dakika 200 derece fırında pişirin. Afiyet olsun.</p>
<p><a href="https://kentimtv.com/omega-3-deposu-baligin-tam-zamani/">Omega-3 deposu balığın tam zamanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://kentimtv.com">Kentim Tv</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kentimtv.com/omega-3-deposu-baligin-tam-zamani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÖĞRENCİLERDE MASKE TAKMAK ŞARTMI?</title>
		<link>https://kentimtv.com/ogrencilerde-maske-takmak-sart-mi/</link>
					<comments>https://kentimtv.com/ogrencilerde-maske-takmak-sart-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2020 21:12:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[2019-2020 eğitim öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrencilerde maske şart mı?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kentimtv.com/?p=92</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÖĞRENCİLERDE MASKE ŞART MI? &#8220;Kıta Avrupası açısından bakıldığında tümünün açtığını ve hatta 10-12 yaş altında maske olmadığını, tam zamanlı açtıklarını haftada 5 gün, bütün kademelerde, kimisinde sadece öğretmenlerde maske olduğunu kiminde lise düzeyinde maskenin gerekli olduğunu görüyoruz.&#8221; Selçuk, katıldığı televizyon programında soruları yanıtladı. Selçuk, Kovid-19 nedeniyle ara verilen yüz yüze eğitimin 12 Ekim&#8217;de başlama kararını &#8230;</p>
<p><a href="https://kentimtv.com/ogrencilerde-maske-takmak-sart-mi/">ÖĞRENCİLERDE MASKE TAKMAK ŞARTMI?</a> yazısı ilk önce <a href="https://kentimtv.com">Kentim Tv</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>ÖĞRENCİLERDE MASKE ŞART MI?</h2>
<p>&#8220;Kıta Avrupası açısından bakıldığında tümünün açtığını ve hatta 10-12 yaş altında maske olmadığını, tam zamanlı açtıklarını haftada 5 gün, bütün kademelerde, kimisinde sadece öğretmenlerde maske olduğunu kiminde lise düzeyinde maskenin gerekli olduğunu görüyoruz.&#8221;</p>
<p>Selçuk, katıldığı televizyon programında soruları yanıtladı. Selçuk, Kovid-19 nedeniyle ara verilen yüz yüze eğitimin 12 Ekim&#8217;de başlama kararını anımsattı. Küresel düzeyde bir problemle karşı karşıya olunduğunu anımsatan Selçuk, şöyle devam etti:</p>
<h2>DÜNYADA NELER OLDUĞUNA BAKIYORUZ</h2>
<p>&#8220;Her bir bireyin hayatında belirli değişiklikler oluyor. Bu çok zor bir süreç. Kolay değil yaşanması. Bu anlamda elbette herkesin bir söyleyeceği var. Herkes kendi fikrini söylüyor vatandaş olarak, dünyada yaşayan bir birey olarak&#8230; Ancak bu mesele çok temelde tıbbi ve pedagojik olarak ciddi bir bilimsel çerçeve gerektiriyor. Bu mesele &#8216;Sana göre, bana göre&#8217; meselesi değil. Kanıta ve veriye dayalı olarak gidişat nedir, dünyada neler oluyor? Geçtiğimiz pazar günü Türkiye&#8217;nin yurtdışındaki eğitim müşavirleriyle 2 saatlik bir toplantımız oldu. O toplantıda tekrar tekrar &#8216;hangi ülke neler yapıyor?&#8217; diye baktık.</p>
<h2>KITA AVRUPASI AÇTI, 12 YAŞ ALTI MASKE YOK</h2>
<p>Kıta Avrupası açısından bakıldığında tümünün açtığını ve hatta 10-12 yaş altında maske olmadığını, tam zamanlı açtıklarını haftada 5 gün, bütün kademelerde, kimisinde sadece öğretmenlerde maske olduğunu kiminde lise düzeyinde maskenin gerekli olduğunu görüyoruz. Bütün bunlar bize şunu gösteriyor. Aslında her ülkenin kendi özel durumu vardır. Hepimizi küresel gidişatla ülkemizdeki gidişatı iki eksen gibi düşünüp bu iki eksenin bize göre nasıl olması gerektiği konusunda bilimsel kararlar vermek zorundayız.&#8221;</p>
<h2>UZAKTAN EĞİTİM SALGIN BİTSE DE SÜRECEK</h2>
<p>Selçuk, salgın bittiğinde uzaktan eğitimin devam edeceğini belirterek, uzaktan eğitimden faydalanacaklarını aktardı. Uzaktan eğitimin kendi özel tercihleri olmadığına dikkati çeken Selçuk, şöyle dedi:</p>
<p>&#8220;Bu bir mecburiyet. Dünyada koşullar ne olursa olsun, bizim ödevimiz bunun tedbirini almak. Bizim ödevimiz bu. Bunun tedbirini almak üzerinden baktığımızda da Türkiye&#8217;nin neler yaptığını konuşacağız. Bu bir mecburiyet şu anda bunu yapmak durumundayız. Sadece okullarla ilgili değil, sokakta birçok paydaşla ilgili de problemler yaşıyoruz.&#8221;</p>
<h2>OKULA NASIL GELECEKLER?</h2>
<p>Yüz yüze eğitimde başlayacak yeni döneme dair değerlendirmelerde bulunan Selçuk, şu bilgileri verdi:</p>
<p>&#8220;Biz haftada 2 gün açtığımız için, ilk 2 gün sınıfın yarısı geliyor, daha sonraki 2 gün sınıfın diğer yarısı geliyor. Aylar önce senaryolarımız olduğunu söylemiştim. Bugün senaryolar gerçek oldu ve uyguluyoruz. Planlardan bir tanesini bu 2-2 gün meselesinde uyguluyoruz. Çocuklarımızın bu suretle daha kontrollü bir şekilde okula gidiş gelişlerini, okul yöneticileri, öğretmenler, velilerimiz açısından daha anlaşılabilir ve denetlenebilir bir süreç olarak yapılandırmaya çalışıyoruz.</p>
<p>Burada bazı alışkanlıklar da ediniliyor. Çocuklar ortama alışıyor, neyi, nasıl yapmaları gerektiği konusunda daha bilinçli ve duyarlı oluyor. Öğretmenlerimiz bazı şeyleri öğreniyor. Dolayısıyla bu sürecin kontrollü olmasının başka bir amacı var. Yoksa biz de İtalya, İspanya, İngiltere, Fransa ve Almanya gibi &#8216;hepsini açtık&#8217; derdik ama Türkiye&#8217;nin koşulları biraz daha farklı. Onun için koşullara göre bunu yapıyoruz.&#8221;</p>
<h3>VELİLERDEN OKULLARIN AÇILMASI TALEBİ</h3>
<p>Selçuk, konuşmasının devamında velilerin okulların açılması isteği, öğretmenlerin teneffüslerdeki durumu gibi konularda da değerlendirmeler yaptı.</p>
<p>2019-2020 eğitim öğretim döneminde ilkokul 1. sınıf öğrencilerinin şimdiki durumuna ilişkin soruyu Selçuk, şöyle yanıtladı:</p>
<p>&#8220;Aslında martın başında, 13&#8217;ünde çocuklar okumayla ilgili temel aşamaları bitirmiş oluyor. Hatta nisanda okuma bayramı olabilir. Buradaki problem akademik olmaktan ziyade o iletişim ve duygu bağının kesilmiş olması. Bütün ülkenin ve ailelerin birden bir tedirginlik içine girmiş olması, asıl problem bu. Yoksa çocuklar için yaz okulu yaptık, bu 2&#8217;ler için. &#8216;Okuma yazma konusunda eğlenceli oyunlar, kuklalar, animasyonlar, videolar.&#8217; var dedik. Çocuğun öğrendiğini tekrar etmesi için oyun tabanlı bir yaklaşımla oradaki eksiğini giderdik.&#8221;</p>
<p><a href="https://kentimtv.com/ogrencilerde-maske-takmak-sart-mi/">ÖĞRENCİLERDE MASKE TAKMAK ŞARTMI?</a> yazısı ilk önce <a href="https://kentimtv.com">Kentim Tv</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kentimtv.com/ogrencilerde-maske-takmak-sart-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PANDEMİYE İLİŞKİN ÖNEMLİ BİLGİLER PAYLAŞILDI</title>
		<link>https://kentimtv.com/pandemiye-iliskin-onemli-bilgiler-paylasildi/</link>
					<comments>https://kentimtv.com/pandemiye-iliskin-onemli-bilgiler-paylasildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2020 18:47:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Corona virüs]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[infodemi]]></category>
		<category><![CDATA[Pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Selma Metintaş]]></category>
		<category><![CDATA[Solunum Dijital]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kentimtv.com/?p=86</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Pandemi ile mücadelede önemli bir sorun da &#8216;bilgi fazlalığı Solunum Derneği TÜSAD tarafından alanında bir ilk olarak düzenlenen ve binlerce hekimi online platformda buluşturan Solunum Dijital&#8217;in en önemli gündem maddelerinden biri Covid-19 pandemisi oldu. Göğüs hastalıkları ile ilgili tüm konuların ele alındığı kongrede Prof. Dr. Selma Metintaş, Covid-19 pandemisine ilişkin infodemi (bilgi fazlalığı) yaşandığını &#8230;</p>
<p><a href="https://kentimtv.com/pandemiye-iliskin-onemli-bilgiler-paylasildi/">PANDEMİYE İLİŞKİN ÖNEMLİ BİLGİLER PAYLAŞILDI</a> yazısı ilk önce <a href="https://kentimtv.com">Kentim Tv</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<h1>Pandemi ile mücadelede önemli bir sorun da &#8216;bilgi fazlalığı</h1>
<p>Solunum Derneği TÜSAD tarafından alanında bir ilk olarak düzenlenen ve binlerce hekimi online platformda buluşturan Solunum Dijital&#8217;in en önemli gündem maddelerinden biri Covid-19 pandemisi oldu. Göğüs hastalıkları ile ilgili tüm konuların ele alındığı kongrede Prof. Dr. Selma Metintaş, Covid-19 pandemisine ilişkin infodemi (bilgi fazlalığı) yaşandığını belirtirken, bu soruna karşı kanıta dayalı bilginin önemini vurguladı.</p>
<p>Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD), 50 yıllık tarihinde 42&#8217;ncisini düzenlediği Solunum Kongresi&#8217;ni pandemi nedeniyle bu yıl dijital olarak gerçekleştirirken, hekimler Covid-19 konusunda önemli bilgi paylaşımları yaptı. Her yıl göğüs hastalıkları ile ilgili tüm konuların ele alındığı bilimsel bir şölene dönüşen kongrede, bu yıl, Covid-19&#8217;u temel alan pek çok oturum düzenlendi. Solunum Dijital&#8217;in yüzyılın pandemisinin gölgesi altında yapıldığını dile getiren Prof. Dr. Selma Metintaş, infodemi (bilgi fazlalığı) sorununa dikkat çekti.</p>
<p>Pek çok alanda yaşanan bilgi fazlalığının Covid-19 pandemisinde bambaşka bir hale büründüğünü belirten Metintaş, bu konuda şu değerlendirmeyi yaptı: &#8220;İnsanların ihtiyacı olduğunda güvenilir ve geçerli kaynakları bulmakta zorluk yaşamasına neden olan -bazıları doğru olmayan- bilgi fazlalığı anlamına gelen infodemi giderek artıyor. &#8216;Information&#8217; ile &#8216;pandemic&#8217; kelimelerinin birleşmesinden oluşan bu kavram; aşırı bilgi yükünün kaçınılmaz olarak beraberinde getirdiği yanlış ve güvenilir olmayan bilgileri tanımlıyor.</p>
<p>Önceki pandemilerden farklı olarak artık dijital bir çağda ve sosyal medyanın yaygın olarak kullanıldığı bir dönemde bu pandemiyi yaşıyoruz. Dolayısıyla infodemi bu dönemde her zamankinden çok daha fazla önem taşıyor.&#8221;</p>
<h2>KANITA DAYALI BİLGİNİN ÖNEMLİ</h2>
<p>Bugüne kadar infodemiye sağlık okur-yazarlığı düşüklüğünün neden olduğunun düşünüldüğünü ifade eden Metintaş, &#8220;Oysa Covid-19&#8217;la birlikte toplumun genelinde infodemi görüldü. Çünkü infodemi siyasi ve idari liderler gibi otoritelerden, onların Twitter&#8217;daki sosyal medya hesaplarından da yayıldı. Yanlış bilginin akla yatkın olması gücünü de artırıyor&#8221; dedi. Yaygın internet kullanımı karşısında haberlerin çok hızlı yayıldığına dikkat çeken Metintaş, &#8220;Yapılan bir araştırma Twitter&#8217;daki bilgilerin yüzde 40&#8217;ının doğru olmadığını gösteriyor.</p>
<p>Ancak internet üzerinden edinilen yanlış bilgi, kişilerin kendilerine tanı koymasına, etkisiz, hatta zararlı tedavi yöntemlerine, kaygıdan belirsizlik ortamına kadar pek çok soruna neden oluyor&#8221; diye konuştu. TÜSAD gibi solunum derneklerinin mücadele ettiği alanlardan birinin de bu infodemi olduğunu belirten Metintaş, &#8220;Kanıta dayalı bilginin önemini vurgulamalıyız. Yanlışa karşı doğru bilgi daha inandırıcı ve kanıtlanmış olmalı&#8221; dedi.</p>
<h2>TÜTÜN ÜRÜNLERİ VE COVID-19 İLİŞKİSİ</h2>
<p>Tütün ve tütün ürünleri ile Covid-19 ilişkisini ele alan Prof. Dr. Şule Akçay da, bunu &#8220;iki pandeminin iş birliği&#8221; olarak nitelendirdi. Akçay, sunumunda WHO (Dünya Sağlık Örgütü) raporlarına göre; 2000-2025 arası ölümlerin yüzde 10&#8217;un sigara ile ilişkili olacağı, sigara içenlerin yarısında sigara ile ilişkili erken ölüm yaşanacağı, sigarada 7 binin üzerinde kimyasal madde bulunduğu, tüm organlarda hasar bıraktığı gibi bilgilerin bilindiğini hatırlattı.</p>
<p>Akçay, tütünün pandemi sürecinde doğrudan etkilerinin yanı sıra &#8220;dudak-parmak teması, maske kullanımının tütün ürünleri alımı sırasında kesintiye uğraması, zeminde başka hastalığın varlığı, pasif içicilik&#8221; gibi pek çok dolaylı etkisi bulunduğuna kaydetti.</p>
<p>Covid-19 kaynaklı ölümlerde sigaraya ilişkin gelişmiş hastalıkların etkisini gösteren araştırmalar olduğuna dikkat çeken Akçay, şu bilgileri verdi: &#8220;Pandemiye o kadar kanalize olundu ki, pandemi dışında yeni bir tehdite odaklanmak güç görünüyor. Ancak WHO halen dumansız tütün ürünlerinin kullanımınındaki artıştan da endişeleniyor. Bunun yanı sına nargile, temas faktörü nedeniyle olumsuz etkiyi daha da artırabilir.</p>
<p>Bu nedenle diğer tütün ürünlerini de aynı sigarada olduğu gibi zararlı olduğunu konuşmamız gerekiyor. Bugüne kadar tütünün zararlarını ortaya koyan sayısız bilimsel araştırma var. Sayısız toksik içeriğe sahip olan sigaranın zararları tartışmaya açık bir konu değil. Önce &#8216;zarar verme&#8217; ilkesinden hareketle tütün ürünlerinin sayısız kanıtla ortaya konmuş zararları asla göz ardı edilemez.&#8221;</p>
<h3>TESTLER DAHA YAYGIN YAPILMALI</h3>
<p>Yaşın COVİD-19 üzerine etkisi konulu bir değerlendirme yapan Prof. Dr. Nazan Şen ise, başlangıçta yaşlı hastalarda oran yüksek olsa da, süreç ilerledikçe pandeminin genç gruplara doğru yayıldığına dikkat çekti. Şen, şu değerlendirmeyi yaptı: &#8220;İlk başta testler hastalığı daha ağır geçiren daha yaşlı vakalara odaklanmıştı. Ancak test sayısının artması ile daha genç olgular da saptanmaya başlandı.</p>
<p>Bunun yanında salgında hareketlilik zamanla daha genç yaş profiline sahip ülkelere kaydı. Ayrıca en önemlisi alınan halk sağlığı önlemleri ile virüs yayılımı azaldı, ancak Haziran ayında kısıtlılıkların azalması ya da kaldırılmasının ardından gençler arasında bulaş artmaya başladı. Salgının daha iyi kontrol edilebilmesi için yapılması gereken en önemli şeylerden biri testlerin daha yaygın olarak uygulanmasıdır. Bu bize özellikle çocuk ve genç erişkinlerde enfeksiyonun daha iyi anlaşılmasını sağlayarak hastalığın özellikleri, sağlık bakım uygulamaları ve halk sağlığı politikaları hakkında önemli bilgiler verebilir.&#8221;</p>
<h3>TABURCU EDİLEN HASTALAR TAKİP EDİLMELİ</h3>
<p>Prof. Dr. Gazi Gülbaş da, gelinen noktada pandemi sürecinde 35 milyon vaka ve 1 milyonun üzerinde ölüm saptandığını belirterek şu bilgileri verdi: &#8220;Verilere göre vakaların yüzde 80&#8217;i Covid-19&#8217;u hafif semptomlarla geçiriyor, yüzde 15&#8217;i ciddi hastalık, yüzde 2.5&#8217;i de kritik hastalık (solunum yetmezliği, şok, çoklu organ yetmezliği) olarak yaşıyor. Geçmişte edindiğimiz Corona virüs salgınlarından (SARS ve MERS) edindiğimiz tecrübeler COVİD-19 hastalığına yol açan ve öncekilere genetik yapı ve klinik seyir olarak çok benzerlik gösteren, ancak onlardan daha hızlı ve kolay yayılan SARS-CoV-2 virüsünün uzun dönemde sekel bırakabileceğini göstermiştir.</p>
<p>Uzun dönem takiplerde bu hastalık akciğerlerde kalıcı izler bırakabileceği gibi, sinir sistemi, kalp damar sistemi, böbrek, kas iskelet sistemi gibi akciğer dışı organlarda da kalıcı arazlar bırakabilir. Yakın zamanda yapılan az sayıda çalışma bu görüşü desteklemektedir. Bu sebeple hastaların taburcu edildikten sonra da gerek telefonla, gerekse polikliniklerden periyodik olarak takip ve tedavi edilmesi gerekiyor&#8221; dedi.</p>
<p><a href="https://kentimtv.com/pandemiye-iliskin-onemli-bilgiler-paylasildi/">PANDEMİYE İLİŞKİN ÖNEMLİ BİLGİLER PAYLAŞILDI</a> yazısı ilk önce <a href="https://kentimtv.com">Kentim Tv</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kentimtv.com/pandemiye-iliskin-onemli-bilgiler-paylasildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
